IRCDefteri.Net - En İyi IRCForum Sayfasi
  SohbetYaz.Com


 Kayıt ol  Bugünkü Mesajlar  Arama

Etiketlenen üyelerin listesi

Yeni Konu Aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 11 Saat önce   #1
Çevrimiçi
eFe
Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan


Click the image to open in full size.

Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan’a Bir Gönül Cevabı

Rahmet Ayına Dair Derin Bir Tefekkür

“Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan…”

Bu hitap, sadece bir karşılama cümlesi değil; asırlardır mümin gönüllerin ortak heyecanıdır. Ramazan geldiğinde zaman değişmez belki ama insan değişir. Sokaklar aynı sokak, evler aynı evdir; fakat kalpler daha yumuşak, gözler daha nemli, dualar daha içtendir. Bu yüzden Ramazan’a yazılan her yazı, aslında kalbin konuşmasıdır.

Senin kaleme aldığın Ramazan yazısı; rahmet, mağfiret ve bereket iklimini hatırlatan bir davet niteliğinde. Şimdi bu davete bir cevap, bir gönül yankısı olarak Ramazan’ın anlamını biraz daha derinleştirelim.

Ramazan: İlahi Davetin Zamanı

Ramazan, sıradan bir zaman dilimi değildir. O, ilahi bir davetin kapılarının ardına kadar açıldığı aydır. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı bu mübarek zaman, insanlık için bir rehberin gönderildiği aydır. Kur'an-ı Kerim’in nüzulü, Ramazan’ı diğer bütün aylardan ayırır.

Kur’an’ın inmeye başladığı bir ayın sıradan olması düşünülemez. Çünkü Kur’an sadece okunacak bir kitap değil; yaşanacak bir hayattır. Ramazan ise Kur’an’la yeniden buluşma, onu yeniden anlama ve hayatımıza yeniden taşıma fırsatıdır.

Ramazan geldiğinde evlerde mukabele sesleri yükselir. Sayfalar çevrilirken sadece harfler değil, kalpler de çevrilir. Her ayet, insanın içine bir ışık düşürür. Her sure, ruhu biraz daha arındırır.

Oruç: Açlık Değil, Arınma

Ramazan denildiğinde akla ilk gelen ibadet oruçtur. Ancak oruç, sadece yemekten ve içmekten uzak durmak değildir. Oruç; nefsi eğitme sanatıdır. İnsan gün boyunca aç kalırken aslında nefsine “dur” demeyi öğrenir.

Bu eğitim, insanı sabra alıştırır. Açlık, fakirin halini anlamayı sağlar. Susuzluk, nimetin kıymetini öğretir. Bir yudum suyun ne kadar değerli olduğunu ancak oruçlu bir insan tam anlamıyla hisseder.

Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.) orucun sadece mideyle değil, bütün azalarla tutulması gerektiğini öğretmiştir. Dil kötü sözden, göz haramdan, kulak dedikodudan uzak durmalıdır. İşte o zaman oruç gerçek anlamına ulaşır.

Ramazan’da insan, sadece bedenini değil; kalbini de aç bırakmalıdır. Kin ve nefretle dolu bir kalp, Ramazan’ın ruhuna uygun değildir. Bu ay; affetmenin, barışmanın ve helalleşmenin ayıdır.

Sahur ve İftar: Manevi Zaman Dilimleri

Sahur vakti, gecenin en bereketli zamanıdır. Herkes uykudayken bir mümin, Rabbinin huzurunda uyanıktır. O saatlerde yapılan dua, edilen istiğfar farklıdır. Sessizlikte edilen dua daha derindir.

Sahur; sadece mideyi doyurma değil, niyeti tazeleme vaktidir. “Ya Rabbi, senin rızan için oruç tutuyorum” diyebilmenin huzurudur.

İftar ise sabrın ödülüdür. Gün boyu nefsine hakim olan insan, ezan sesiyle birlikte Rabbine şükreder. O ilk hurma, o ilk yudum su… Sadece bedeni değil, ruhu da diriltir.

İftar sofraları aynı zamanda paylaşma sofralarıdır. Kalabalık sofralarda birlik hissi güçlenir. Dualar birlikte edilir. Sofranın bereketi, kalplerin birleşmesinden gelir.

Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan Mesajları

Ramazan’ın gelişi, gönüllerde sevinç dalgası oluşturur. İşte bu mübarek ayı karşılamak için söylenebilecek anlamlı mesajlardan bazıları:

🌙 Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan… Gönüllerimize rahmet, sofralarımıza bereket, hayatımıza huzur getirdin.

🌙 Ey sabır ve şükür ayı, kalbimize yeniden iman tazeliği ver.

🌙 Hoş geldin ya Ramazan… Günahlarımızı yak, dualarımızı kabul eyle.

🌙 Ey affın kapılarının sonuna kadar açıldığı ay, bizi de affedilen kullarından eyle.

🌙 Hoş geldin rahmet ayı… Kalplerimizi Kur’an nuruyla aydınlat.

🌙 Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan… Soframızda hurma, gönlümüzde dua eksik olmasın.

🌙 Ey on bir ayın sultanı, bizi kendine layık kullardan eyle.

Bu mesajlar sadece birer cümle değil; birer dua, birer niyazdır. Ramazan’ı karşılamak, aslında kendimizi yenilemeye niyet etmektir.

Ramazan ve Toplumsal Diriliş

Ramazan sadece bireysel ibadet ayı değildir. Aynı zamanda toplumsal bir diriliş zamanıdır. Zekâtlar verilir, fitreler dağıtılır, ihtiyaç sahipleri gözetilir.

Ramazan, zengini fakire yaklaştırır. Aç kalmak, empati kurmayı öğretir. İnsan başkasının derdini daha iyi anlar. Bu yüzden Ramazan’da yardım faaliyetleri artar, gönüller yumuşar.

Toplumda kırgınlıklar azalır. Küslükler sona erer. Çünkü Ramazan barış ayıdır. Bu ayda yapılan bir barışma, belki yılların yükünü hafifletir.

Kadir Gecesi: Zamanın Zirvesi

Ramazan’ın kalbi Kadir Gecesi’dir. Kur’an’da “bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen bu gece, ilahi rahmetin zirveye ulaştığı bir andır.

Bu geceyi ibadetle geçirmek, bir ömre bedel sevap kazandırır. Ama asıl önemli olan; o gecenin ruhunu yakalayabilmektir. Tefekkür etmek, geçmişi muhasebe etmek, gözyaşıyla dua etmek…

Kadir Gecesi, insanın Rabbine en yakın olduğu anlardandır. O gece edilen samimi bir dua, hayatın yönünü değiştirebilir.

Ramazan: Nefisle Mücadele Okulu

Ramazan bir mekteptir. Bu mektepte sabır öğretilir. Bu mektepte şükür öğretilir. Bu mektepte tevazu öğretilir.

Modern hayatın koşuşturması içinde insan çoğu zaman kendini unutur. Ramazan ise insanı yavaşlatır. Nefes aldırır. Düşündürür. “Ben kimim? Nereye gidiyorum? Hayatımın amacı ne?” sorularını hatırlatır.

Bu soruların cevabı, Ramazan gecelerinde daha net duyulur.

Ramazan’ın Kadınlara, Aileye ve Çocuklara Etkisi

Ramazan’ın bereketi en çok evlerde hissedilir. Sofra hazırlıkları, iftar telaşı, sahur heyecanı… Çocuklar için Ramazan unutulmaz bir hatıradır.

Anne ve babalar, bu ayı bir eğitim fırsatı olarak değerlendirebilir. Çocuklara orucun anlamı anlatılabilir. Paylaşmanın güzelliği gösterilebilir.

Ramazan’da kurulan aile sofraları, sadece yemek için değil; birlik için kurulur. Birlikte yapılan dua, aile bağlarını güçlendirir.

Ramazan’ı Gerçekten Yaşayabilmek

Ramazan’ı hakkıyla yaşamak için bilinç gerekir. Oruç sadece aç kalmak değildir. Kur’an okumak sadece seslendirmek değildir. Namaz sadece hareket değildir.

Ramazan’ı yaşamak; kalbi arındırmaktır. Kırdığımız kalpler varsa onarmaktır. Haksızlık yaptıysak telafi etmektir.

Bu ay, geçmişin muhasebesini yapmak için bir fırsattır. “Ben bu yıl nasıl bir kul oldum?” sorusunu sormak gerekir.

Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan: Bir Dua Daha

Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan…

Bize sabrı öğret.
Bize merhameti öğret.
Bize paylaşmayı öğret.
Kalbimizi Kur’an’la dirilt.
Nefsimizi terbiye et.
Bizi affedilen kullarından eyle.

Bu dua, aslında her müminin duasıdır.

Ramazan Bir Veda Ayıdır Aynı Zamanda

Ramazan’a “hoş geldin” derken bir yandan da onun geçici olduğunu biliriz. Otuz gün su gibi akıp gider. İşte bu yüzden her günü kıymetlidir.

Ramazan’ın sonuna yaklaşırken kalpte bir hüzün başlar. Çünkü insan bu manevi atmosferden ayrılmak istemez. Ama asıl önemli olan; Ramazan’dan sonra da Ramazan ruhunu koruyabilmektir.

Eğer Ramazan bizi değiştirmediyse, bir şeyleri eksik yaşamış olabiliriz.

Click the image to open in full size.
Ramazan Kalpte Başlar

Ramazan takvimde değil, kalpte başlar. Oruç midede değil, niyette tutulur. Dua dudakta değil, gönülde edilir.

“Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan” demek; aslında “Hoş geldin arınma fırsatı, hoş geldin yeni başlangıç” demektir.

Ramazan, yeniden doğuş ayıdır. Günahların affı için bir umut kapısıdır. Rahmetin yağmur gibi yağdığı bir mevsimdir.

Rabbim bu mübarek ayı hakkıyla yaşamayı nasip etsin. Kalplerimizi Kur’an nuruyla aydınlatsın. Oruçlarımızı kabul, dualarımızı makbul eylesin.

Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun.


https://www.sohbetislam.com/hos-geld...i-ramazan.html
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumda.Net Reklamlar
sohbet isami sohbet
Cevapla



Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık