IRCDefteri.Net - En İyi IRCForum Sayfasi
  SohbetYaz.Com


 Kayıt ol  Bugünkü Mesajlar  Arama

Etiketlenen üyelerin listesi

Yeni Konu Aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 10 Saat önce   #1
Çevrimiçi
KESK, en az 1,5 milyon mağdurun olduğu borsa-fon vurgununda hesap sorulmasını istedi


(ANKARA) - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'ndan (KESK),*kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin yapılan açıklamada, olay "Finansal piyasaların Susurluk'u" olarak nitelendirildi. Açıklamada, "Borsa ve fon vurgununa karışan, göz yuman, koruyup kollayan tüm sorumlular ve siyasi uzantıları hesap vermelidir. Vurgundan elde edilen kazançların tamamı tespit edilmeli, haksız kazançlara ve mal varlıklarına derhal el konulmalıdır" denildi.

KESK'ten, kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Ülke olarak günlerdir 1 trilyon liraya ulaşan borsa-fon vurgununa ilişkin gelişmeleri izliyoruz. Vurgundan nemalandığı iddia edilenlere eski bakanlardan, bürokratlara kadar uzanan yeni isimler ekleniyor. Yaşanan her gelişme basit bir piyasa dolandırıcılığı ile değil, 'Finansal piyasaların Susurluk'u' olarak nitelendirilen, sermaye, siyaset ve bürokrasinin, siyasi nüfuz ağlarının iç içe geçtiği bir çürüme ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Üstelik bu skandalda yaşananların Türkiye ekonomisine verdiği zarar yalnızca vurgunun doğrudan parasal büyüklüğü ile ölçülemez. Yüz binlerce yurttaşın birikimlerinin erimesi, borsada yaşanan değer kayıpları ve ülkenin finansal risk algısının yükselmesi bu skandalın tüm topluma yansıyan ekonomik maliyetini çok daha ağır hale getirmektedir.

"GÖZ GÖRE GÖRE YAPILAN VURGUNU 1 YILI AŞKIN SÜREDİR İZLEMEKLE YETİNDİLER"

Buna rağmen siyasal iktidar etkili bir soruşturma ve kovuşturma yürütüleceğine ilişkin hamaset nutukları atmakta, vurgunu istifalarla, etkin pişmanlıkla geçiştirmeye çalışmaktadır. Bu hamaset nutuklarına, toplumu oyalama taktiklerine daha önce defalarca tanık olduk. Deniz Feneri, Reza Zarrab–Halkbank dosyaları gibi soruşturma dosyalarında; Kızılay'ın deprem çadırı satışı, eski Ticaret Bakanı'nın kendi şirketinden dezenfektan alımı yapması gibi onlarca yolsuzlukta da benzer nutuklar atıldı. Ancak tüm bu dosyaların, yolsuzlukların üzeri asıl sorumluları ortaya çıkarmadan tek tek kapatıldı. Dolayısıyla göz göre göre yapılan vurgunu 1 yılı aşkın süredir sadece izlemekle yetinenlerin bugün attığı hamaset nutuklarının hiçbir inandırıcılığı yoktur. Nitekim devletin görevi, vurgun büyüdükten sonra hasar tespiti yapmak değil, yurttaşın birikimlerinin yağmalanmasını daha başında engellemektir. Yaşanan soygunun üstü istifalarla ya da etkin pişmanlık benzeri cezasızlık kapısına dönüşen düzenlemelerle kapatılamaz. Haksız kazancı iade etmek, işlenen fiilin yok sayılması anlamına gelmez, gelemez. Kamu vicdanını yaralayacak biçimde 'parayı geri ver, suçunuzu görmezden gelelim' anlayışı kabul edilemez."

"EN AZ 1,5 MİLYON YURTTAŞIMIZ MAĞDUR EDİLDİ"

Açıklamada, şüphelerin ortadan kaldırılmasına yönelik atılacak adımların belli olduğu kaydedilerek,*"Kamu kurumları borsadaki olağan dışı işlemleri ne zaman tespit etti? SPK ve Borsa İstanbul neden zamanında müdahale etmedi? Kimler görevini ihmal etti ve vurguna göz yumdu? Siyasi ilişkiler bu servet transferlerinde rol oynadı mı? İktidar hamaset nutukları atmak yerine bir an önce bu sorulara cevap vermelidir" denildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Aileleriyle birlikte en az 1,5 milyon yurttaşımızın mağdur edildiği borsa ve fon vurgununa karışan, göz yuman, koruyup kollayan tüm sorumlular ve siyasi uzantıları hesap vermelidir. Vurgunun faturasının birikimlerine çökülen emekçilere ve halka kesilmesine izin verilmemelidir. Bunun için vurgundan elde edilen kazançların tamamı tespit edilmeli, haksız kazançlara ve mal varlıklarına derhal el konulmalıdır. Vurgunun arkasında örgütlü bir yapı olup olmadığına ilişkin şeffaf bir süreç yürütülmeli böyle bir yapı varsa tüm ekonomik, bürokratik ve siyasi bağlantılarıyla ortaya çıkarılmalıdır. Denetim görevini zamanında yerine getirmeyenler de tıpkı bu vurgundan haksız kazanç sağlayanlar gibi kamuoyu önünde hesap vermelidir.

"MESELE OTORİTER SİSTEM VE SÖMÜRÜ DÜZENİDİR"

Öte yandan bilinmesini isteriz ki, toplum olarak bir borsa-fon vurgunundan çok daha derin bir sorun ile karşı karşıyayız. Çünkü sorunun kaynağında sivrisinekleri besleyen bataklık misali yolsuzlukları, vurgunculuğu besleyen bir sitem vardır. Dolayısıyla mesele tek başına bir borsa-fon vurgunu meselesinden ibaret değildir. Mesele, 'Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar ile mücadele edeceğiz' diyerek iktidara gelenlerin Türkiye'yi adım adım daha fazla yasakla, yoksullukla, yolsuzlukla birlikte anılır bir ülke haline getirmesidir. Mesele, güçler ayrılığını ortadan kaldıran, parlamentonun yetkilerini alabildiğine sınırlamakla yetinmeyip devletin denetleme-soruşturma-yargılama yapmakla görevli her kurumunu kendine bağlayan mevcut otoriter sistemdir. Mesele, attığı her adımda halka ve emekçilere açlık ve yoksulluk dayatan, sermayenin ve yandaşların servetine servet katan sömürü düzeni ve söz konusu düzeni yasaklarla, baskılarla ayakta tutmaya çalışan tek adam iktidarıdır. Dolaysıyla tek çıkar yol yoksulun cebinden, sofrasından alıp zengine aktaran, yaşanan her yolsuzluğun üstünü kapatan, sömürü ve baskı politikalarından beslenen otoriter düzene karşı mücadeleden geçmektedir. KESK olarak emekçilere ve halka sefalet dayatan, bir avuç yandaşın ve sermayenin servetini büyüten düzene karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz."

https://egik.net/kesk-en-az-15-milyo...masini-istedi/
  Alıntı ile Cevapla

IRCForumda.Net Reklamlar
sohbet isami sohbet
Cevapla



Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Açık
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık